Terörsüz Türkiye Sürecinde Yeni Bir Dönem Başlıyor
Türkiye’nin terörle mücadele tarihinde önemli bir dönüm noktası yaşanıyor. Terör örgütü PKK’nın, yarın Süleymaniye’de silahlarını teslim etmesi bekleniyor. İlk etapta 20-30 kişilik bir PKK’lı grubun silah bırakacağı ve teslim edilen bu silahların kayıt altına alınacağı bildirildi.

PKK’nın Devlet Kurma Hedefinden Vazgeçişi
Teröristbaşı, daha önce “fesih” çağrısı yaptığı PKK ve türevlerine yönelik olarak, “PKK, bir zamanlar dayandığı ayrı bir devlet kurma hedefinden ve ulusal kurtuluş savaşı stratejisinden vazgeçmiştir. Mekanizmalar kurulsun, silahları bırakın” ifadeleriyle yeni bir çağrı yaptı.
İmralı’dan Tarihi Çağrı: Öcalan’ın Mesajı
Öcalan’ın çağrısının tam metni şöyledir:
“Değerli yoldaşlar,
Komünalist yoldaşlık hareketimizin geldiği aşamayı, mevcut somut durumu, ortaya çıkan sorunları ve çözüm yollarını kapsamlı bir mektupla tekrar açıklayarak sizlere karşı etik bir görevimi yerine getirmek istiyorum.
27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı savunmaya devam etmekteyim. Sizlerin PKK’nin 12. Fesih Kongresi’yle, kapsamlı ve doğru bir içerikle bu çağrıya pozitif yanıt vermenizi tarihi bir adım olarak değerlendiriyorum.
Gelinen nokta oldukça değerli ve tarihi niteliktedir. Bu süreçte köprü ilişkide bulunan yoldaşların çabaları da takdire şayandır.
Tüm yaşanan gelişmeler neticesinde, tarihi bir dönüşüm olarak kabul edilmesi gereken Demokratik Toplum Manifestosu hazırladım. Bu manifesto, yaklaşık 50 yıllık ‘Kürdistan Devriminin Yolu’ manifestosunun yerini başarıyla alacaktır. Sadece Kürt tarihsel toplumu için değil, bölgesel ve küresel toplumlar için de tarihi ve toplumsal bir içerik taşımaktadır. Tarihi manifesto geleneğine başarılı bir örnektir.
Bu gelişmeler, İmralı’da gerçekleştirdiğim görüşmeler sonucunda ortaya çıkmıştır. Görüşmeler özgür irade temelinde yürütülmüştür.
Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerektirmektedir. Bu aşamanın ve gerekli adımların tarihi önemi büyük olup, anlaşılması ve gereğine bağlı kalınması zorunludur.
PKK hareketi, varlık inkarına dayalı ayrı devlet kurma amacından ve ulusal kurtuluş savaşı stratejisinden vazgeçmiştir. Varlık tanınmış ve ana amaç gerçekleşmiştir. Bu nedenle hareket miadını doldurmuştur. Bundan sonra yapılacaklar aşırı tekrar ve açmaz olarak değerlendirilmemelidir. Kapsamlı eleştiri ve öz eleştiri süreci devam edecektir.
Siyaset boşluk tanımaz; bu boşluk Barış ve Demokratik Toplum başlıklı programla, demokratik siyaset stratejisi ve hukukla doldurulmalıdır. Tarihsel ve kader belirleyici bir süreçten geçiyoruz.
Sürecin en önemli adımı, silahların gönüllü olarak bırakılmasıdır. TBMM’de kurulması planlanan kapsamlı komisyonda bu süreç takip edilecektir. Kısır çekişmelerden kaçınılarak dikkat ve hassasiyetle adımlar atılmalıdır. Atılan adımların boşa çıkmayacağına inanıyorum, samimiyeti görüyor ve güveniyorum.
Daha pratik ve somut kilit açıcı adımlar atılmaya çalışılmaktadır. Tarafımdan ileri sürülen temel tezler şunlardır:
- Herkes üzerine düşeni yapmalı, Barış ve Demokratik Toplum hedefine pozitif entegrasyonalist bir perspektifle ulaşılmalıdır.
- PKK, ulus devletçi amaçtan vazgeçmiş, temel savaş stratejisinden de kopmuştur; varlığı sona ermiştir.
- Gelinen tarihi noktanın daha da ileriye taşınması beklenmektedir.
- TBMM ve ilgili komisyon için anlamlı olacak şekilde silahların bırakılması, kamuoyundaki şüpheleri giderecek ve sözümüzün gereğini yerine getirecektir.
- Silah bırakma mekanizmasının kurulması süreci hızlandıracaktır.
- Silahlı mücadeleden demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllü geçiş tarihi bir kazanımdır.
- Silah bırakma detayları belirlenecek ve hızlıca uygulanacaktır.
Meclisteki DEM ve diğer partiler bu sürecin başarıya ulaşması için üzerlerine düşeni yapacaktır.
Özgür kalma durumum ise vazgeçilmez bir şarttır; ancak ben özgürlüğümü bireysel bir sorun olarak görmedim. Felsefi açıdan kişi özgürlüğü toplumdan ayrı düşünülemez. Birey özgürleştikçe toplum özgürleşir ve tam tersi geçerlidir. Bu anlayışa bağlı kalınacaktır.
Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum.
Bölgede son günlerde yaşanan gelişmeler, attığımız bu tarihi adımın önemini ve aciliyetini açıkça teyit etmektedir.
Tüm eleştiri ve önerilerinizi dört gözle bekliyorum. Bu tartışmalar ülkemizi, bölgeyi ve küresel düzeyde Demokratik Modernite Güçlerini yeni teorik program, stratejik ve taktik aşamalara taşıyacaktır. Şimdiden bunun hazırlıkları yapılmaktadır ve ben çok iyimser, hazır, arzulu ve coşkuluyum.
Önümüzdeki döneme, kongre kararları ve bu çağrıda dile getirdiğim görüşler doğrultusunda yüklenelim ve başarılar elde edelim.
Daimi yoldaşça selam ve sevgiyle kalın.”
















